|
|
 |
Okunma |
|
35
|
GÖZ KAPAĞI DÜŞÜKLÜĞÜ AMELİYATI BİLGİLENDİRME FORMU
Göz kapağının düşük olması bazen tek taraflı bazen iki taraflı
olabilen, çoğu zaman doğumsal olmakla birlikte gelişim döneminde de
karşımıza çıkabilen bir sorundur. Sadece dikkatli bakıldığında
anlaşılabilecek çok hafif boyutlardan, kişinin görmesini engelleyecek
çok belirgin boyutlara kadar uzanan biçimlerde karşımıza çıkabilir.
Bazen güne başlandığında göz kapakları daha iyi durumdayken, zaman
içinde kas yorgunluğuyla birlikte göz kapağı düşüklüğü oluşabilir.
Göz kapağı düşüklüğünün düzeltilmesi için çok çeşitli yöntemler
mevcuttur. Doğumsal nedenler ve nörolojik bir problem birlikte olduğu
zaman; yutma güçlüğü, çift görme ve yüz kaslarında bazı zayıflıklar göz
kapağı düşüklüğüne eşlik edebilir. Çok nadiren göz çevresinden
kaynaklanan tümörler de göz kapağı düşüklüğüne yol açabilirler. Bazen de
göz kapağının düşüklüğü geçirilen kazalar ve bunlara bağlı oluşan göz
çevresi travmalarına bağlı olabilir.
Sorunun ne olduğunun anlaşılması için ayrıntılı bir muayene ve iyi
bir öykü alınması gerekir. Göz kapağını kaldıran ve çalıştıran kasların
ölçümleri yapıldıktan sonra ameliyat tekniğine karar verilir. Ameliyat
çoğu zaman sedasyon ve lokal anestezi altında yapılır. Nadiren genel
anestezi gerektirebilir. Ameliyat sırasında ve sonrasında kanamaların
oluşmasını engellemek amacıyla, ameliyat öncesinde 10 gün süreyle
aspirin kullanılmaması gerekir. Hastanın geçmişindeki önemli
rahatsızlıklar ve sürekli kullandığı ilaçlar varsa mutlaka doktora
bildirilmelidir.
Kan tahlilleri ve gerekli hazırlıklar yapıldıktan sonra, kapak
üzerinden bir kesi ile kapağı kaldıran kaslar ortaya çıkarılır. Bu
kaslar üzerinde yapılan birtakım ameliyatlar veya kapak kası ile kaş
kasını birbirine bağlayan birtakım işlemlerle ameliyat sonlandırılır.
Eğer kaşın göz kapağıyla bağlanması gerekiyorsa, bu durumda bacaktan
alınacak faysa bağ dokusu ile bu işlem gerçekleştirilir.
Ameliyattan sonra işlem bölgesine buz uygulaması yapılır ve ödem
kontrol altına alınmaya çalışılır. Antibiyotik ve ağrı kesici ilaç
kullanılır. Gözde batma ve yanmayı engellemek amacıyla yumuşatıcı pomat
ya da damlalardan yararlanılır. İşlemden sonra ilk günlerde göz kapağı
çevresinde morluk ve şişlik beklenen bir durumdur. Genellikle
ameliyattan sonra üçüncü günden itibaren ağrı, gerginlik ve şişlikler
azalmaya başlar. Ameliyat sonrasında 3.-4. gün civarında göz kapağındaki
dikişler alınır. Kaş üzerinde kesi varsa buradaki dikişler yedinci
günde, bacakta kesi var ve doku alınmışsa buradaki dikişler de yaklaşık
iki hafta sonra alınır. İlk haftalarda gözde kamaşma, batma, yanma
görülebilen problemlerdir.
Blefaroplasti Ameliyatının Riskleri:
Her cerrahi işlem bir miktar risk içerir. Gözkapağı düşüklüğü
ameliyatının risklerinin anlaşılması önemlidir. Kişinin cerrahi yolu
seçmesi, risklerle, potansiyel kazancın karşılaştırılması temeline
dayanır. Her ne kadar hastaların çoğu, aşağıda bahsedeceğimiz
komplikasyonları yaşamasalar da, bunların her birinin plastik
cerrahınızla görüşülmesi; risklerin, olası komplikasyonların ve
gözkapağı ameliyatının sonuçlarının tam olarak anlaşılması açısından
önemlidir.
Kanama: Seyrek
olmakla birlikte, operasyon sırasında ya da sonrasında kanama problemi
ile karşılaşılabilinir. Operasyon sonrasında kanama olursa, acil drenaj
tedavisi gerekebilir. Kanama riskini artırmaları nedeni ile operasyonun
on gün öncesinden, aspirin veya benzeri ağrı kesici ilaçların kullanımı
durdurulmalıdır. Tıbbi kontrol altında olmayan hipertansiyon da
operasyon sırasında ya da sonrasında kanamaya neden olabilir. Göz
kapakları altına kanama, iyileşmeyi geciktirebilir ve kötü iz (skar)
kalmasına neden olabilir.
Enfeksiyon: Bu
ameliyat sonrasında enfeksiyon genellikle beklenmez. Nadiren de olsa,
enfeksiyon gelişecek olursa, ek antibiotik tedavisi veya cerrahi
müdahale gerekebilir.
Körlük: Gözkapağı
ameliyatı sonrasında körlük, son derece az bir ihtimaldir. Ancak cerrahi
sırasında veya cerrahi sonrasında göz içine kanama buna neden olabilir.
Bunun olup olmayacağı önceden kestirilemez.
Kötü iz (skar) kalması:
Her ne kadar cerrahi müdahale sonrasında iyi bir yara iyileşmesi
beklenirse de, göz kapakları ve daha derin dokularda anormal skar
oluşabilir. Bu skarlar, çevre deriden farklı renkte olup, hoş
görünmeyebilirler. Göz kapağında görülebilir izlerin veya dikişten
dolayı ufak cilt kistleri oluşumu mümkündür. Ek tedavi gerekebilir.
Daha derin yapılarda hasar:
Ameliyat sonrasında damarlar, göz kasları ve sinirler gibi daha derin
dokular da hasar görebilir. Bunun görülme potansiyeli blefaroplasti
ameliyatının tipine göre değişebilir. Bu hasarlar geçici ya da kalıcı
olabilir.
Kuru göz problemi:
Gözyaşı üretiminin azalmasına neden olan kalıcı bozukluk, gözkapağı
cerrahisi sonrasında görülebilir. Bunun görülmesi nadirdir ve önceden
kestirilemez. Normalde kuru göz problemi olan hastalar gözkapağı
cerrahisi düşündüklerinde özellikle uyarılmalıdırlar.
Korneanın açıkta kalma problemi:
Bazı hastalarda ameliyat sonrasında göz kapağının kapanmasında zorluk
olabilir ve bu kuruluğa bağlı olarak kornea problemlerine neden
olabilir.
Asimetri: Normal insan yüzü asimetriktir. Gözkapağı ameliyatının sonucunda, iki taraf arasında varyasyon olabilir.
Cerrahi anestezi:
Hem lokal hem de genel anestezi risk taşır. Her tip cerrahi anestezi
veya sedasyonun komplikasyon, hasar ve hatta ölüm riski vardır.
Tatmin etmeyen sonuçlar:
Göz kapağı ameliyatının iyi sonuç vermeme ihtimali vardır. Bu, kabul
edilemeyecek görünür deformiteler, fonksiyon kaybı, yara bozulması
(çatlama, yarılma) ve duyu kaybı gibi riskleri taşır. Ameliyat
sonrasında oluşabilecek bir başka sorun kapak mesafesinin ayarı ile
ilgilidir. Bazen 1-2mm farklılıklar oluşabilir. Bu fark çok ileri
boyutlarda ise yeni bir müdahaleyi gerektirebilir.
Allerjik reaksiyonlar:
Seyrek olarak kullanılan bantlara, dikiş malzemelerine veya kullanılan
ilaçlara lokal allerji geliştiği rapor edilmiş vakalar çok seyrek olarak
vardır. Daha ciddi olan sistemik tepkiler ameliyat sırasında ya da
sonra kullanılan ilaçlarla gelişebilir. Allerjik reaksiyonlar ek tedavi
gerektirebilir.
İyileşmenin gecikmesi:
Yara ayrışması da son derece nadirdir. Ancak ameliyat bölgesine bir
travma alınması durumunda ya da şeker hastalığı, radyoterapi öyküsü ve
kortizon kullanımında karşımıza çıkabilir.
|