|
|
 |
Okunma |
|
36
|

Beyin sapı insanda çeşitli hayati fonksiyonları kontrol eden organdır. Bunların arasında kalp atışı, kan basıncı ve nefes alma sayılabilir. Beynin alt tarafında bulunur ve iki yarıküreyi ve omuriliği birbirine bağlar. Beyin sapı tümörü (İngilizce Brainstem Tumor, Almanca Ponsgliom )
bu bölgede oluşan tümörlere verilen isimdir. Neredeyse sadece
çocuklarda görülen bir tümör türüdür. Hastaların sadece 4te biri yirmi
yaşın üstündedir. Ender görülen bir hastalıktır Amerika’da yılda 200-300 hasta bu hastalıkla teşhis edilmektedir. Hastaların ortalama yaşı 7-9 arasıdır.
Beyin sapı tümörü oldukça tehlikeli bir tümördür. Çünkü beyin sapı insandaki solunum ve kalp atışı gibi tüm hayati fonksiyonları düzenler.
Buraya yapılacak herhangi bir hatalı müdahele hasta için ölümcül
sonuçlara yol açabilir. Kol veya bacaklarda felç gören hastalar dahi
yaşayabilirken, solunum veya kalp atışı duran hastayı yaşatmak yalnızca
özel cihazlarla mümkün olur ve bu cihazlara bağlı olan hasta yavaş yavaş
diğer hayati fonksiyonlarını da yitirir.
Beyin tümörlerinin her türü için ilk tedavi yöntemi ameliyattır.
Ancak ameliyat beyin sapı tümörlerinde risklidir. Bu sebepten hastaya ilaçlı tedavi, radyoterapi, radyocerrahi gibi başka tedaviler uygulanabiliyorsa, ilk olarak tercih edilen bir tedavi değildir.
Beyin sapı tümörleri için son yıllarda açık ameliyata alternatif olarak yeni ameliyat teknikleri geliştirilmiştir. Bu teknikler tümörün yerine göre endoskopi yöntemi ile uygulanır. En yaygın olan yöntem burundan girilmek yöntemi ile yapılan ameliyattır. Bu yöntem ülkemizde son yıllarda başarı ile uygulanmaktadır.
Beyin Sapı Tümörü Belirtileri
Beyin sapı tümörüne sahip hastalar da şu belirtiler görülür:
- Yüz kaslarının kontrolünün kaybı (düşük göz kapakları)
- Çift görme
- Başağrısı, (kusma ile hafifler)
- Kusma ve bulantı
- Yorgunluk ve halsizlik
- Krizler
- Denge sorunları
Belirtiler yavaş gelişir ve fark edilmesi aylar sürebilir.
Beyin Sapı Tümörü Teşhisi
Beyin sapı tümörleri MR ile teşhis edilir. Ameliyat veya biyopsi genelde uygulanmaz.
Beyin Sapı Tümörü Türleri
Beyin sapı tümörleri 2 çeşide ayrılır: Difüz iç pontin glioma (DIPG) veya Fokal Beyin Sapı glioması.
DIPG hastalarında genelde denge problemleri ve sakarlık görülür, kol
veya bacakta güçsüzlük, başağrısı ve kusma. Fokal beyin sapı gliomasında
da benzer belirtiler görüler. Difüz beyin sapı tümörlerinde teşhis
anında hastalar 6 ay veya daha az süredir bu belirtilere sahiptir. Fokal
beyin sapı tümöründe ise 6 aydan uzun sürede belirtiler kendini
gösterir.
Beyin Sapı Tümörü Tedavisi
Diğer tüm beyin tümörlerinin aksine beyin sapı tümörleri tedavisinde
ameliyat tercih edilmez. Çünkü bu hastanın hayati fonksiyonlarına zarar
verebilir. Genelde hastalara kemoterapi ve radyoterapi veya her ikisi
aynı anda uygulanır.
Beyin sapı tümörleri oldukça nadir görülen tümörlerdir ve detaylı bir tedavi uygulanmasını gerekir. Difüz tümörlerde ameliyat kesinlikle tavsiye edilmez. Bu hastada beyin fonksiyonlarına, kol veya bacak hareketi kaybına, göz hareketi kaybına, yutkunma ve soluma kaybına, ve hatta bilinç kaybına yol açabilir.
Fokal tümörlerde ise tümör kısmen ameliyatla alınabilir. Bu hastanın uzun süre yaşamasını sağlar. Ameliyat sonrası kemoterapi ve radyoterapi uygulanır.
DIPG tümörlerinde GammaKnife veya Cyberknife uygulanamaz.
Kemoterapide çeşitli ilaçlar kullanılır. Bunların başında
radyoterapiye karşı hassasiyet oluşturan ilaçlar gelir. Son yıllarda
hastanın kendi kanından alınan örneklerle yapılan immunoterapi (aşı)
yöntemi de başarıyla uygulanmaktadır. Kemik iliği nakli de tedavi
sırasında başvurulan yöntemlerdendir. Hali hazırda çocuk tümörleri için
geliştirilmiş yeni bazı ilaç klinik deneylerdedir. Hastalar arzu
ederlerse bu deneylere gönüllü olarak katılabilirler.
Yeni yöntemlerden biri de beyin sapına doğrudan enjekte edilen ilaçlar
ve ajanlardır. Bunlar hayvan testlerinde başarılı sonuçlar vermiştir.
İnsanlarda ise sınırlı olarak uygulanmaya başlanmış ve iyi sonuçlar
alınmıştır. Amerika’da ki Johns Hopkins Hastanesinden Dr. George I Jallo bu tedavinin öncülüğünü yapmaktadır.
Yine Amerika da Milli Kanser Enstitüsü NIH, hastanesinden doktor Russel R Lonser ve ekibi de MR kılavuzlu yerel ilaç tatbiki tedavisini
geliştirmişlerdir. Bu şu an bu hastalığın tedavisinde gelinen en son
noktadır. Özel bir enjektör yardımı ile ilaç MR gözetimi altında tümöre
uygulanmaktadır. Böylelikle doğrudan ilaç tümöre enjekte edilmekte aynı
zamanda MR kılavuzluğu sayesinde hastaya binlerce sinirin buluştuğu
beyin kökünde herhangi bir hasar verilmesi riski çok düşürülmektedir.
John Hopkins Hastanesinden Dr. Kenneth J. Cohen çocuklarda görülen tümörler ve özellikle beyin sapı tümörü konusunda dünyadaki en büyük
uzmanlardandır. Dr. Cohen yukarıda sayılan pek çok yöntemin
geliştirilmesinde ve araştırılmasında büyük rol oynamıştır. Kendisinin
yaptığı bir başka araştırmada hastadan alınan kök hücreleri ile
yapılan tedavi yöntemidir. Bu tedavi yöntemi yan etkilerinin olmayışı
ve hastaya bir zarar verme riski olmadığından gelecek vaadeden bir
tedavidir. Dr. Cohen bazı hastalar üzerinde yaptığı denemelerde iyi sonuç aldığını bildirmiş ve araştırmacıları bu konu üzerinde çalışmaya teşvik etmiştir.
|